©2018 by KamKrama

 

 Biyodinamik Kranyosakral Terapi, yumuşak dokunuşlarla danışanın ellerle muayene edildiği ve merkezinde bedenin kendini iyileştirme gücünü serbest bırakma olan nazik bir çalışmadır. Kranyosakral alanda Dinamik Dinginlik olarak tanımlanan halin içerisinde, beden iyileşmek için ihtiyacı olan dönüşümü gerçekleştirir. Bu dinginlik içerisinde beyin omurilik sıvısının (BOS) işleyişi düzenlenir, danışanın sinir sistemi derin bir uyku kalitesinde dinlenir, bedeni kuran sıvı matrisinde köklü iyileşmeler gerçekleşir.

 İnsan bedeninde yaşam, aynı sudaki enerji paternleri gibi kendisini spiraller olarak ortaya koyar. Aslında tüm kainat bu kuvvetlerin etkisindedir, kranyal çalışmada bu kuvvetlere etki eden öze Yaşam Nefesi denir. Embriyolojik dönemde çoğunluğu su olan bir hücreden gelişimimiz sırasında tüm sıvı matrisine bu yaratıcı kuvvetler yani Birincil Solunum yön verir. İnsan olarak seyahatimiz devam ederken, doğum öncesi ve sonrası gerçekleşen fiziksel ve duygusal travmalar bedende kompanse edilir. Bunlar seans sırasında sıkışık bölgeler olarak kendilerini ortaya koyarlar ve bedende bunu telafi etmek için oluşan kalıplar fark edilir. Şifa bu tablonun çizildiği dinginlikten kendiliğinden oluşur.

 Bu nazik çalışma kronik ve migren baş ağrıları, omurga rahatsızlıkları, eklem sakatlıkları, operasyon sonrası iyileşme sürecini hızlandırma, anksiyete ve sinir rahatsızlıkları gibi birçok alanda şifalanma getirir.

Biyodinamik
Kranyosakral Terapi

 Kranyosakral çalışmada biyodinamik yaklaşım bu terapi sisteminin 20. yüzyıl atalarından olan Osteopat Dr. William Garner Sutherland’in çalışmalarını temel almaktadır. İngiltere’de Karuna Enstütüsünün kurucusu olan Dr. Franklyn Sills bu yaklaşımın öncülerinden ve biyodinamik anlayışa önemli oranda katkı sağlayanlardandır. Dr. Sills’in “Foundations in Craniosacral Biodynamics, Volume One: The Breath Life and Fundamental Skills” adlı kitabında biyodinamik yaklaşımı anlatan ve kendi izniyle Türkçe’ye çevrilen bir bölüm:

 ”Kariyeri boyunca Sutherland, ağırlıklı olarak biyomekanik olan bir görüşten insan sisteminde işleyişte olan birincil kuvvetlerin etkileşimini takdir eden bir görüşe geçmiştir. Yaratıcı kuvvetlerin genetiğin temelinde yattığı ve ondan önce geldiği, yaşamın kendisinin en temel düzenleyici matrisinin bir ifadesi olduğu görülmüştür. Bu görüş açısı yaşamın bir gizem olduğunu, tüm kuvvetlerin ve biçimlerin sonsuz olan mevcut anda doğduğunu, iyileşmenin insan sisteminin içinde ve etrafında iş başında olan kuvvetlerin bir işlevi olduğunu ve iyileşmenin sadece zamanın mevcut anında olabileceğini kabul eden bir bakış açısıdır.

Kranyosakral terapiye biyodinamik bir yaklaşım doğası gereği büyük oranda algısaldır. Klinik pratiğin kalbi kişinin kendi mevcudiyet hali, kişinin yarattığı ilişkisel alanın açıklığı ve güvenliği, insan sistemini düzenleyen temel kuvvetlere ve işlemlere yönelme ve onları algılama yeteneği ve bunların tümüyle doğru ilişkide olmaktır. Biyodinamik bağlamda “yönelme” terimi belli bir olgunun, halin ya da ilişkinin farkındalığını geniş algılsal bir alanda tutmak anlamına gelir. Belirli olguları ya da ilişkileri algısal alanınızı ya da dikkatinizi daraltmadan geniş ve bütüncül bir farkındalık alanında algılamanın önemli becerisine işaret eder. Bu açık ve geniş algılsal alanda uygulayıcı iyileşme işleminin ortaya çıkan doğasına ve bu kararları alan ve uygulayan doğuştan gelen kuvvetlere güvenmeyi öğrenir. Seans çalışmasının ortaya çıkması bu tür kabul eden, alıcı ve yargısız bir tutma alanındadır.”