Ara

Güneş Sistemi’nin Kalbi ve 21 Haziran

En son güncellendiği tarih: 4 Kas 2018

O; bir yıldız,

O; bir sarı cüce,

O; parlayan gazlardan oluşan sıcak bir top,

O; sistemimizin kalbinde yatan altın küre,

O; Lunar tha ile dengelenen Solar ha,

O; yaşam enerjimizin kaynağı,

O; intergalaktik alemdeki çekim merkezimiz,

O; Güneş.


Güneş'imiz, Nasa.org

Kuzey Yarımküre için Yaz Gündönümü, Dünya'nın kuzey kutbunun Güneş'e en dönük olduğu zaman olan 21 Haziran'da oluşur. Işığı alırız da alırız, gün bitmek bilmez. İşte o gün bu gün. Herkeste bir heyecan, kalpler pır pır. Yaşam enerjisi en üst seviyede, boşuna değil Güneş'ten geliyor keza. Sarı cücenin yaşı yaklaşık 4,5 Milyar Dünya yılı, bakın öyle aman 35 yolun yarısı yok. Algılabileceğimiz zaman çizelgesinin çok ötesinde, e o zaman biraz anlamsız değil mi gelecek için kaygılanmak? Yok saçım beyazladı, aman kırışıklıklarım arttı...biraz bilinçte bir değişimle parçası olduğumuz büyük sisteme bakmak çok mu imkansız? Bakınca görülen zamansızlık insana huzur veriyor. Güneş'in Galaktik Merkez'e uzaklığı ise 26,000 ışık yılı. Hesaplayalım basit bir içler dışlar ile, 1 ışık yılı 9,5 Trilyon km...o zaman GM'ye uzaklığımız yapar 247,000 Trilyon km. İnsan evladı bir durup düşünmez mi ben nereye koşturuyorum? Daha bu Samanyolu'nun merkezine olan uzaklık, bir de bizim içinde olduğumuz Galaksi Kümesi var. Onun da içinde olduğu Evren'in koca bir resmini çıkardılar. Aynı bizim beyin hücrelerinin yapısı gibi, sinaps sinaps ışıldamışlar. Hal böyleyken kadim rişilerin neden oturup da kendi zihinlerini araştırdıklarını anlamak zor olmuyor. Beş duyu ile etrafımızı bir yere kadar algılayabiliyoruz, zamanın ve mekanın ötesi için zihnin işleyişini irdelemek lazım. O zaman kainatın sırları sır olmaktan çıkıyor, çıplak gerçekler olarak aşkın bir şekilde bize akıyor. Bir de bir bakmışız biz de o akının içindeyiz, hele bir de teslim olursan keyfine doyum olmaz bu hayat diliminin. İşte bu merakla bilime ve ezoterizme bakmak, kişiye insan olmanın ne demek olduğunu hatırlatıyor.


Güneş, bütün Güneş Sistemi'nin toplam kütlesinin %99.86'sını oluşturuyor. Güçlü kütle çekimi bizim gibi bütün gezegenleri yörüngesi etrafına toplamış durumda, dönüp duruyoruz. Dahası da var, Güneş'teki elektrik akımları uzaya yayılan ve gezegenlerarası manyetik alanı da ortaya çıkaran karmaşık bir manyetik alan yaratıyor. Merkezindeki termonükleer füzyon ile yaratılan büyük enerji ışık ve ısıya dönüşerek her bir yönde uzaya Güneş Rüzgarları olarak yayılıyor. Taçküre'nin etrafında ise sürekli bir Güneş Parlamaları, ancak tutulmalarda gözlemlenebiliyor. Diyorlarki sanki taç yapraklarla bezenmiş bir çiçek, Surya Yantra'larına bakınca insan merak ediyor bu kadim bilgeler nereden gördü bunu diye? Tüm bu solar faaliyetler bir foton ve parçaçık yağmuruna tutuyor bizi. Neyse ki Dünya Anne bizi kendi manyetosferi ile koruyor.


Dünya'nın manyetosferi, Wiki-zero.net

Daha büyük ölçeğe çıkarsak, hani bilincimizi genişleteceğiz ya o sebepten, Güneş'imiz ve yörüngesindeki her şey malum Samanyolu Galaksisi'nde (kısa bir hatırlatma o bahsi geçen her şey hem kendi etrafında hem de Güneş etrafında dönüyor). Daha belirleyici olmak gerekirse sistemimiz, galaksimizin spiral Yay Kolu'ndan çıkan nispeten daha küçük Orion Dalı üzerinde konumlanmış vaziyette ama sabit değil tabiki. Tam oradan Güneş'imiz etrafındaki gezegenler, asteroidler, kuyrukluyıldızlarla birlikte galaksinin merkezi, bir kara deliğin etrafında spiraller çizerek dönüyor. Hızımız saatte 720,000 km ama gene de Samanyolu yörüngesinde bir turumuz sürüyor 230 milyon yıl. Kimilerine göre bu Galaktik Merkez diğer boyutlara açılan bir yıldız kapısı, bizim Güneş'imiz de buraya bağlanan bir diğer yıldız kapısı. Orada sadece kara delik yok, delik hemen yutmadan ortamı ışıl ışıl yapan dev yıldız var. Galaktik Kalp Merkezi de diyorlar buraya. Biz de her yaz gündönümünde galaktik ekvator üzerine denk geliyoruz ve Galaktik Merkez'e yakın bir şekilde hizalanıyoruz.


Dünya ve Güneş'in Samanyolu Etrafındaki Yolu, wiki-zero.net

Malum biz Güneş'ten yoğun taaruz altındayız, bunu bir de yıldızlararası alanda düşünün. Koca dev yıldızlardan gelen enerjiler, etkilenmeme olasılığımız nedir? Tüm bu spiraller içinde dönerken hep değişen bir enerji akışı var. Dünya'nın merkezinde nasıl ışıl ışıl bir çekirdek varsa manyetosferi yaratan bizim de kendi İç Güneş'imiz var manyetik alanımızı yaratan. Kendi de koca bir reaktör olan İç Güneş kadim metinlerde geçen Hridaya, ruhani kalp. Tüm yoga pratiklerinin aktive ettiği değer, gerçekte kalbinde yatan ne ise bu yaşam dilimindeki amelin de o olur. İstediğin kadar zihinsel karar al, sraddha'n, inancın neyse o olur. Ruhunun çağrısı seni yönledirir. Kadim bilgeler bu çağrının kozmos ile uyumlu olduğunu keşfetmişler. Yukarıda ne varsa, aşağıda da o vardır. Kalbin manyetik alanı kozmos ile uyumlandığında rahatlıyoruz, sağlıklı oluyoruz, ışıl ışıl oluyoruz. Aydınlanıyoruz. Tüm kalpler hizaya gelmişken uyanmanın vakti değil mi?


Anlaşılacağı üzere eskiler Güneş'e tapmıyordu, onu ve ötesinde yatanı anlamaya çalışıyorlardı. Ne mi yaptılar, müthiş bir dinginlik içinde kendilerini kuantum alana açtılar. O alan işte tarif edilemez, çünkü gözlem yapıp tarif ettiğin an bir olasılığa düşer. Ama o tarifi yaparken bizler gerçekliğin ortak yaratanları oluyoruz. Etkimiz o kadar da küçük değil, farkındalığımızı genişletip deneyimlemek istediğimiz Dünya'nın kodunu yazabiliriz. Ezbere hareketler, içi boş törenler değil de Hridaya'dan yayılan enerji dalgaları gerçeğimizi yaratacak. 21 Haziran bu olguyla bir olmak demek, karmaşık hallerin içindeki basitliği açıkca görmek için üçüncü gözümüz açık kalsın.


Kaynaklar: 

www.nasa.org

www.wiki-zero.net

©2018 by KamKrama