Ara

Ne Dönüyor?

Biz insanları ve kainatı hareket ettiren ortak bir enerji var. Biz insanları ve kainatı var eden ortak bir bilinç var. Bunları keşfeden ve keşiflerini çıkarları için kullanmayan kadim Hindu bilim insanları, "ermiş"ler ya da "Rishi"ler yani "gören"lerdir. Tüm gerçeği farkedenlerdir. Atomda elektronun çekirdek etrafında döndüğünü gördükleri gibi galaksimizin de kendi merkezi etrafında döndüğünü görmüşlerdir. Modern Batı Bilimi bunları yeni keşfederken, yüzlerce yıl önce Hindistan'da bu bilgiler çoktan yeşermişti.


Kadim Hindistan'daki gelişmiş bilimlerden bir tanesi de Yoga idi. Batı'nın bu bilimle tanışması ve Yoga'nın Batıda popüler hale gelmesi başka bir yazının uzun içeriğini oluşturur. Bu yazıdaysa daha belirli bir başlığa bakacağız. Tanımlanamayan Dönen Objeler; Çakralar. Gerek Yoga tarihi gerekse Çakralar konu başlığı olarak akademik incelenecek bilimlerdir. Benim size aktarmaya çalışacağım kendi yoga eğitimlerimde karşılaştıklarım, bedenimde deneyimlediklerim ve Biyodinamik yaklaşımda çakra kavramıdır.


"Çakra"yı Türkçe kavramak daha kolay gelebilir. Çünkü bizde de "Çark" karşılığı vardır. Basitçe dönen denebilir. Bana ilham veren diğer bir kelime de "Şark"dır. Genelde "doğu" anlamına gelir. İngilizce'de eylem karşılığı ise "orient" olarak geçer. " Belli koşullara göre bir şeyi uyumlamak" diye çevirebiliriz. Bir yol gösterici, bir pusula gibi. Yani Çakralar, öyle boş yere dönen ışıldaklar değil. İnsan bedenine, bu fiziksel Dünya'da yön gösteren pusulalardır.


Çakralarla tanışmam Yoga eğitimime başlamamla oldu. Öncesinde pek bir araştırmam olmamıştı. İlk öğrendiklerim 2010 yılında, Cihangiryoga'da, Zeynep Aksoy'un bizlerle paylaştığı Joseph Campbell videoları üzerindendi. Joseph Campbell da, ünlü psikiyatrist C.G: Jung'dan alıntı yapıyordu. Yani çakraları ilk Batılılar'dan dinledim. Tüm Yoga'yı Batılılar'dan öğrendim zaten. Önemli bilgilerin çeviride kaybolduğuna eminim. Çakralarla ilgili kabataslak bilgiden öte derin bir araştırmam olmadığı gibi günlük yoga pratiklerime eklediğim bir çakra çalışmam da olmadı. Çünkü hiçbir şey bilmiyordum. Arada sırada kuru kuruya söylenen mantralar dışında elle tutulur bir çalışmaya da denk gelmedim. Yıllar sonra 2016 yılında Shiva Rea'nın Prana Vinyasa* eğitimine katıldım. Aldığım modüllerden bir tanesi "Chakra Vinyasa" idi. Shiva, vinyasayı Tantrik kökeniyle öğreten bir hocadır. "Chakra Vinyasa" modülünde belli asanalarla birlikte belli "bija" yani çekirdek mantralar söyledik. Bu mantralar aslında bütün vinyasanın çekirdeğini oluşturuyordu. Daha önce duymadığım hecelerdi. Yaygın olarak kullanılan Lam, Vam, Ram, Yam, Ham ve Om'dan farklı bir şekilde titreştiriyorduk ses tellerimizi. Daha ilkel bir kökenden, yani başlangıçtan geldiğini hissettim.


Shiva'nın öğrettiği bu çekirdek hece bilgisi Christopher Tompkins tarafından Tantrik metinlerden çevrilmişti. Christopher Tompkins kadim Sankrit dilbiliminde Amerikalı bir akademisyendir. Araştırmaları ve çevirileri Hatha Yoga'nın bilinmeyen kökenlerine ışık tutmayı amaçlıyor. Christopher Tompkins, eğitiminde önemle çakra metinlerinin eksik çevrildiğini vurgular. Batı'ya yayılan ilk bilgi, Arthur Avalon'un 1918'de yazdığı "Serpent Power" adlı kitaptır. Kitap, Tantrik metin "Shat Chakra Nirupana"nın, Sanskrit dilinden İngilizce'ye çevrilmesidir. Tantrik metinin Türkçe karşılığı "Altı Bedensel Merkezin Tanımı ve Araştırması"dır. "Serpent Power" da "Yılan Gücü" olarak çevrilebilir. Burada bile İngizlice'den Türkçe'ye çevirirken bir anlam kaybı vardır. Serpent sadece yılan değil sürüngen anlamına da gelmektedir. Düşünün Sankrit gibi kadim bir dilden çeviri yaparken neler olmuştur. Arthur Avalon'un kitabını temel alarak C.G. Jung, çakraların psikolojisi konulu dersler vermiştir. Bu ders notları derlenerek 1932 yılında "Kundalini Yoga'nın Psikolojisi" adıyla bir kitap haline getirilmiştir. Freud'un öğrencisi olan Jung, Avalon'un çevirisi üzerinden gitmiş ve Batılı bir psikiyatrist olarak çakraları açıklamıştır. İşte bugün Batı'da yaygın olarak kullanılan çakra sistemi budur. Tompkins'in ifadesiyle eksik ve hatalıdır. Çakralara dair tek sistem de bu değildir., o yüzden yedi çakra üzerinde ısrarcı olmamakta ve araştırmakta fayda var.


İlk hata Kundalini'nin yani enerjinin leğen kemiği tabanında uyuduğu bilgisidir. Aslında Kundalini Shakti (Kundali-ni, sarmal halinde; Shakti, enerji) kozmostan bize akar ve giriş noktası başın tepesidir. Kıvrılımş bir yılan değil, başın tepesinden girmek üzere olan yoğunlaşmış enerjidir. Belli çekirdek mantralar söylenerek omurga boyunca bedende sonik bir titreşim yaratılır. Bu titreşim, kozmik enerjiyle rezone olarak baştan aşağı yıkanmamıza imkan sağlar. Anlaşılacağı üzere kadim çakra bilimine dair bir kısa yol yok. Çeviride kaybolmuş bir çok pratik var. Tompkins yeni çevirileri ile çakralar üzerine sarsıcı bilgiler verirken günlük uygulayabileceğiniz pratikler de paylaşıyor. Bu pratikleri birinci ağızdan öğrenmek uygundur ya da bu pratikleri öğretmeye hak kazanmış hocalarla çalışmak gerekir. Tompkins'in öğrettiklerine websitesinden ulaşabilirsiniz: http://www.yogavidhi.org/ .


Bunun dışında çakralara dair Batı'dan öğrendiğim her şeyi internette bulabilirsiniz. Bunları ne vizyon olarak gördüm, ne deneyimledim, ne de psikolojisini araştırdım. Benim eklemek istediğim çakralara Biyodinamik bir yaklaşım. Çünkü bu kranyosakral terapi sırasında hissettiklerimi içeriyor. Yazının başında belirttiğim gibi her bir çakra aslında bir yol gösterici. Bedenin belli bölgelerindeki hücrelere, ne yapmaları gerektiği bilgisi bu merkezlerden geliyor. Bu bilgi merkezleri embriyolojik gelişimde oluşur ve hücreler farklılaşırken her birinin kan hücresi mi, kemik mi, kas mı, iç organ mı olacağını belirler.


Ayurveda Bilimi'nin dayandığı Samkhya Felsefesi'nde, yaratım bilicin kristalleşmesiyle oluşur. Bilinç ile enerji her zaman birliktedir. Kristalleşme sırasında enerjinin hareketiyle beş element meydana çıkar. İlki eterdir, saf uzay ya da boşluktur. Her şeyi kapsar, diğer dört element eterden doğar. İkinci element havadır. Eterden daha yoğun ama uçucudur. Yaratıma artık nefes üflenmiştir. Üçüncü element ateştir. Havanın artan hareketiyle ısı, ateşi doğurur. Dördüncü element sudur. Ateşin yanmasıyla su ortaya çıkar. Beşinci element ise her şey için kapsayıcı bir hane olan topraktır. Bilinç bu sırayla kristalleşir. Beş element beş duyumuzla algıladığımız her şeydir. İnsan embriyosu gelişirken bu elementler bedenlenir. Yani somutlaşır.


Eter elementi baş bölgesi ve boğazda baskındır. Hava elementi göğüs kafesinde. Ateş elementi karın boşluğunda. Su elementi leğen kemiğinde. Toprak elementi leğen kemiğinin tabanı ve bacaklarda. Ancak elementlerin etki alanları buralarla sınırlı değildir. Mesela, kafatasına sunduğu destek ile boyun da toprak elementi etkisi altındadır**. Her elementin belli bir frekans aralığı vardır. Her frekansa karşılık gelen gözle görülebilir bir de renk aralığı vardır. Ancak ben henüz bu renkleri çıplak gözle görmedim, daha çok içsel bir biliş var. Tüm renk tayfı, başın tepesinden morla başlar, üçüncü gözde indigo mavi, boğazda turkuaz, kalpte yeşil, karında sarı, leğen kemiğinde turuncu ve kökte kırmızı olur. Gökkuşağı Beden dedikleri sanırım budur. Omurga boyunca beliren çakralar, elementel bilgileri taşır ve denk geldikleri bölgelerdeki diyaframların sağlığını oluşturur. Diyaframların sağlıklı olması çevreleyen tüm dokularda, salgı bezlerinde sağlık demektir. Dönme kısmına gelirsek, hareketleri Torus'a benzer. Çok yönlüdür. Açılıp kapanmazlar. Bedenimiz varolduğu sürece işlerini yapmaya devam ederler. İşte hücrelerimizdeki bu iş tanımına, Beden Zekası denir ve sıvılarla aktarılır. Kök çakranızın ne yaptığına çok takılmayın, o sizden iyi biliyor.



Tabiki elementlerdeki dengesizlikleri hayatlarımızda gözlemleyebiliriz. Biyodinamik Kranyosakral Terapi ile Polarite Terapi'yi birlikte uygulayan ve Wellness Institute'un kurucusu Roger Gilchrist, "Polarity Therapy and Biodynamics" makalesinde elementel bu etkilere çok güzel değiniyor. Toprak elementinin fonksiyonu stabilite, temeller, yere sağlam basmak, destek ve güvende hissetmek ile ilgilidir. Toprak elementi dengeden çıktığında korku, güvensizlik, topraklanamamak belirir. Toprak dengesizliğinin diğer bir sonuca da aşırı katılık, esnek olmamak ve sabit kalmaktır. Bu seviyede alınabilecek ders güvenmektir. Su elementinin fonksiyonu ilişkiler, duyumsama, akışkanlık ve duyguları hissetmektir. Su elementinin dengesizliğinde ilişkilerde ve hissetme yetisinde sıkıntılar oluşur. Ateş elementi güç, motivasyon, kendine güven ve fiziksel eylem ile ilgilidir. Bu konulardaki zorluklar ateş elementinin dengesizliğine işaret eder. Ateş elementi seviyesindeki bilinçli büyüme, affetmeyi öğrenme ve gücün doğru kullanımı ile ilgilidir. Hava elementi entegrasyon, iletişim ve dengeyi idare eder. Hava elementi dengeden çıkarsa dengesizlik mevzuları, dağınıklık ve yüklü dinamikler oluşur. Son olarak Eter elementi bizim boşluğa diğer bir deyişle boş alana erişimimiz ve nötr bir durum arama yetimiz ile ilgilidir. Biyodinamik yaklaşımın terapötik özelliği, bu nötr alanda ortaya çıkar. Dokularımız ve hücrelerimiz içindeki boşluklar eterdir, nötrdür. Nötrü dinleyen bir terapist ile danışan dinginliğe erişir ve kendini iyileştirir. Bu iyileşme; dokulardaki işleyişin, o dokulara bilgi veren çakra merkezi ile uyumlanmasıdır. Bu uyum, orta hattımız olan omurga boyunca çözülmeye imkan verir.


Çakraları; omurganızda ve diyaframlarınızında elementel enerjileri düzenliyici bilgi merkezleri olarak düşünmek, bu kadim bilgiyi hayatlarınıza entegre etmenizde yardımcı olabilir. Daha fazlası için süptil beden konusunda deneyimli bir hocayla çalışmanızı tavsiye ederim.






* Prana Vinyasa: Shiva Rea tarafından geliştirilmiş evrimsel vinyasa yoga okuldur. Prana, yaşam enerjisi; vinyasa; nefes ile senkronize ve belli bir niyetle akış demektir. Bana öğrettikleri için hocam Shiva Rea'ya ve Christopher Tompkins'e teşekkür ederim.

** Roger Gilchrist: https://www.wellnessinstitute.net/articles/detail/18


Not: Biyodinamik Kranyosakral eğitimim halen devam ediyor. Bu harika sistemde eğitimimi veren hocam Leonid Soboleff'e, Türkiye'deki eğitimleri organize eden, bizler için klinik günleri düzenleyen ve aynı zamanda terapistim olan Esin Yardım'a teşekkür ederim.







©2018 by KamKrama